27 Şubat 2012 Pazartesi

''Hikayede baş dönmesi yapan kaygan haller vardı.''



#temsili kedi resmi

       "Yine başa döndük." dedi, kedi.
        Kedinin bir bok bildiği yoktu ama boyuna konuşup duruyordu. Onu bir tokatla yere serebilirdim ama bal rengi, hüzünlü gözleriyle bana bakınca içimde sevgiyle karışık acıma duygusu uyandırıyordu ve istemeden susuyordum. Ben sustukça o damarıma damarıma basıyordu, yapma diyordum, etme diyordum, dinlemiyordu. En sonunda bir yerlerden, hızla kapanan kapı sesi geliyordu ve ben çekip gidiyordum.
       Gel zaman git zaman, pireler tellal, develer berber oluyor, düşle gerçek yer değiştiriyor ve sen bir yerlerden çıkıp geliyordun. Gözünden uyku, dilinden bal damlıyordu. Sende bir şeyler unuttuğum hissine kapılıyordum. Bir toka, parfüm kokan bir atkı, bir çift göz, eski bir anı, terliklerim ya da ne bileyim, usulca beni bekleyen, bana ait herhangi bir şey. Bu his, öyle derin öyle emin gelip yerleşiyordu ki içime; 'Kalk gidelim.' diyordum sana, 'Sende bana ait bir şeyler var.'
       Karşımıza çıkan her köpeği severek, gördüğümüz her yüze gülerek, arada bir ufka bakıp uzaklara el sallayarak gidiyorduk. Dereye, tepeye aldırmıyor, gerekirse zikzaklar çiziyor, içimizden "Var mı bize yan bakan hey!, yan bakan hey!, yan bakan?" diyorduk.
       Eve vardığımızda, ay yorgunluktan yan yatmış, sokak seslerinden arınmış, çocuklar sütlerini çoktan bitirmiş oluyordu.
       Anahtarı deliğine sokup, bir tur çeviriyordun. Güzel bir 'klik' sesi kulaklarımızı yalıyordu. Ve kapının açılmasıyla, gözleri, tüyleri bal rengi olan minik bir kedinin kucağıma atlaması bir oluyordu. "Yine başa döndük." diyordu,kedi.
      Tam karşımdan hızla çarpan bir kapı sesi geliyordu ve ben kucağımda bir bok bilmeyip boyuna konuşup duran kedi ile orada öylece kalakalıyordum.

7 Şubat 2012 Salı

''Radyomdan reklamları dinliyorum ve Esso' ya teşekkür ediyorum. Hayalimin peşinden giderken arabamı dikkatli kullanacağım. Hiroshima' yı, Aushwitz' i, Budapeşte' yi unutacağım...Vietnam' ı da unutacağım, Hindistan'daki kıtlık problemlerini de. En başa dönene kadar her şeyi unutacağım ve sıfırdan başlayacağım.''
          (2 ou 3 choses que je sais d'elle/Jean-Luc Godard/1967)

6 Şubat 2012 Pazartesi

İçime 90' lar Pop' u kaçmış.

  #'nerde unuttum beynimi acaba' adlı kolaj
                                      
        Yılbaşına hastahane odasında girmekten son anda kurtulduğum için ocak ayının ilk günleri pek de iç açıcı değildi. Vaktimin çoğunu evde ve hastahane koridorlarında geçirdim.
        Az film, az uyku, az yemek derken depresyonun eşiğine geldim. Neyse ki Radyo Atmosfer 'i keşfettim de moralim biraz yerine geldi. Ee ne demişler? Müzik ruhun afyonudur.
       Kafam biraz güzel olunca kendimi uzay mekiklerinin içinde, tuhaf yaratıkların arasında buldum.(Bunda 2011 'in sonlarına doğru bilim kurgunun ne harika bir şey olduğunu fark etmemin ve deliler gibi Star Wars izlememin etkisi büyük tabii)
       Velhasılıkelam 'Bunca tüketmenin bir üretmesi olmalı.' dedim ve kolaj yapmaya giriştim. Fakat her Allah'ın günü 'İstemek başarmanın yarısıdır.' diyenlerin kulaklarını çınlata çınlata, bir arpa boyu bile yol gidememenin hüznünü yaşadım, yaşıyorum.(Ama ne yazık ki başım yukarıda değil.) Çünkü anladım ki, kararsız bir insanın kolaj yapmaya çalışması demek; aylar geçse de yıllar geçse de bir şey yapamaması demek imiş.(Bu sebepten acilen bir eşe, dosta ihtiyacım var. Azıcık akıl versin, birazcık yönlendirsin. Mümkünse az biraz yetenekli, bolca yaratıcı olsun. 'Derdime derman işte çokolat kız' deyip, rahat bir nefes alayım ben de.)
       Tüm bunlar olurken Bal sultan Eda' cığımın sayesinde Filimadamı yla tanıştım. Günlerimi onunla geçirir oldum. Ondan başka şey düşünemez oldum. Her izlediğimi tıklama isteğiyle dolarken, daha çok tıklamak için daha çok izler oldum.(Film izlemek için çok güzel bir bahanem oldu böylelikle.) Arşiv manyağı bir insan olduğum ve hafızama pek güvenemediğim için gönlümün kralı oldu Filimadamı. Şimdilik mutlu ve mesuduz.