27 Mart 2012 Salı

Sevgilim, kim bu kadın?

Onun sana narım demesine sinir oluyorum.
Tikim belki bu benim.
Gecenin bir yarısı gelip gitmeler...
Sorgusuz, sualsiz
"Ben geldim." demeden,
kapıyı tıklatmadan.
Sonra dönüp durmalar...
Bir türlü beğenmemeler hiçbir şeyi..
-Ellerim titriyor işte bak,
hatırlamaya bile gelemiyorum-
Onun sana;
"Buzdolabında soğuk su kalmamış, yüzünde renk kalmamış, sesinde sesim kalmamış.’ der gibi bakmasına dayanamıyorum.
Hem sonra,
ne zaman sana gelsem;
elimde en sevdiğim kitap,
boyalarım,
bir kaç temiz sayfa,
ve sokaktan getirdiklerimle;
kimi zaman bir taş,
kimi zaman bir kedi,
kimi zaman kuru bir yaprak...
-Ne diyorduk?-
Ne zaman sana gelsem
kucak dolusu birikmişlikle,
ağzıma kadar anlatacaklarımla doluyken,
belki kavga etmişken annemle,
belki sinemadan çıkmışken biraz evvel,
belki gülmüşken ağız dolusu...
-Neyse işte-
Sana geldiğimde orada onu görmek;
kaşları hafifçe yukarı kalkmış,
sorgular,irdeler,süzer gibi bakışlarını hissetmek
deli ediyor beni.
Ve her defasında sormayı unutuyorum; 
-Sevgilim,kim bu kadın?